Tuesday, August 09, 2016

Türkiye'de Teknolojiye Bakış


ATAK helikopteri


Şöyle bir anlayış şekli var. Türkiye'de teknoloji yok. Biz bir şey yapmıyoruz.

Eskiden bu "biz bir şey yapamayız" şeklinde bir ezik anlayıştı. Sonradan bir iki şey açığa çıkmaya başlayınca, politik gayelerle olduğu aşikar bir görmezden gelme, bir yok sayma, bir hafife hatta alaya almaya dönüştü.

Bakınız. Bir şeyin beynin en ücra noktalarında ve ruhun en derinliklerinde iyi anlaşılması gerekir. Bu ülkede yapılan en küçük bir teknik ve bilimsel ilerleme için yalnızca SEVİNİLİR.

Hele son dönemde çok daha iyi anlaşılacağı üzere bu aynı zamanda bir CAN meselesidir. Ve teknik ve bilimsel gelişmeye odaklılık ve bundan haz alma, hangi kesim ve fikirden olursa olsun bu milletin kültürünün ve ruhunun bir parçası olmuş misafirperverlik, çeyiz hazırlama, baklava, lahmacun ve çay vb. gibi bu milletin tümünün ruhunun ve kültürünün bir parçası olmalıdır.

Şimdi gelelim bu ülkede teknolojik durumun ne olduğuna. Bu konuyu burada enine boyuna ele almanın imkanı yok.

Ama şu yöntem takip edilerek konu, ordan burdan alınan duyumlarla ve yalan yanlış paylaşımlarla değil de birinci elden giriş kapsamında ele alınmış olur.

Muhtemel yapılacak bir iş Türkiye'deki teknopark sitelerini takip etmektir. Bunları en önemli üçü şunlardır:

http://www.teknoparkistanbul.com.tr/tr
http://odtuteknokent.com.tr/tr
http://www.ariteknokent.com.tr/tr

Bu sitelerin FİRMALAR kısımlarına girip hangi firmanın ne iş yaptığına bakmak ciddi fikir verir.

Buraya bu sitelerden de ulaşılabilecek ve çalışmalarına bizzat şahit olduğum beş  adet firma yazıyorum.

http://seft.com.tr/
http://www.meteksan.com/
http://www.pavotek.com.tr/tr
http://www.ctech.com.tr/
http://www.roketsan.com.tr/

Anlaşılıyor ki bu ülkede bir şeyler yapılıyor. Ancak bunlar yeterli mi? Hayır.

Şimdi "haa bunlar yetersiz" deyip dükkanı kapatacak mıyız?

Ey havadan uçağa atlamaya cüret eden aziz Türk milleti.

Tıpkı ticari anlaşmaları dayatmak için sınırlarına demirlemiş ABD gemilerini işaret edip "Bu kara gemilerden biz de yapmadıkça, bağımsız olamayız" diyen Japon imparatoru Meiji'nin dediği gibi,

net bir şekilde görüldüğü üzere partiler üstü bir mesele olarak,

uçağı da kendin yapmak ZORUNDASIN.


Havelsan Simulatör

Halil İnalcık Doğru Demiş, Asıl Soru Sana Noluyor

Hani adam köşe yazarı dersin. Oraya belirli basamaklara basmış ta çıkmış yazıyor dersin, beri durursun ama, o köşe yazarı koskoca Prof.Dr. Halil İnalcık ile ilgili bir eleştiri yazınca ve bu eleştiri de saçma sapan olunca herhalde bize de bu adamı eleştirmek için bir iki satır yazmaya izin vardır.

Neymiş efendim. İnalcık, ortaya attığı “Avrupa’nın bugüne kadar Türk Devleti’ne karşı bu bakışı ve tutumu gerçekten değişmiş midir? Yoksa eski zihniyet ve alışkanlıklar, yeni tertipler örtüsü altında devam mı ediyor?” sorusunu bakın nasıl cevaplıyormuş:

“Tarihçinin gözlemi şudur: Batı bugün de Türkiye’yi kendi politikaları çizgisinde yürümeye zorlamak için, etnik ayrılıkçıları kışkırtmak, tıpkı Osmanlı döneminde olduğu gibi, müdahaleci, vesayetçi, baskı metotlarını başka bir kamuflaj altında devam ettirmek peşindedir. Bugün ABD dahil Avrupa politikası, Ermeni iddialarını açıkça desteklemiyor mu? Bir bölüm vatandaşımıza sahip çıkarak, dışarıda onların yıkıcı organlarını himayeleri altında tutmuyor mu? Onbinlerce vatandaşımızın hayatına kasteden bir kişiyi hapishanesinde ziyaret için daha dün bir heyet göndermedi mi? Bütün bunları, Islahat Fermanı zamanındaki gibi, Türkiye’nin Batı hukuku ve insan hakları standartlarına uygun hale getirilmesi için yapmak gerektiğine bizi inandırmak istiyor, anlaşmalar imzalatıyorlar…”

Beyefendi bu alıntıyı yaptıktan sonra şöyle devam etmiş: "Nasıl bir şeydi bu satırlar? Bize kimi, kimleri hatırlatıyordu. Bu satırları okuduktan sonra kime “Hoş geldin” demeliydik?

Bu satırlar bir bilim adamının kalemine mi, yoksa bir ‘ideolog’un kalemine mi daha çok yakışıyordu?"

Yaw arkadaş. NE DİYECEKTİ? KOSKOCA TARİHÇİ ADAM, DOĞRU NEYSE ONU SÖYLEMİŞ. SENİN MUTLULUĞUN İÇİN GERÇEKLERİ ÖRTBAS MI EDECEKTİ?

Halil İnalcık ayrıca şunu söylemiş. "Büyük Britanya Başbakanı Gladstone 1876’da, gayz ve kinini, ‘Türkler, ancak varlıkları yok olmakla tarihe kendilerini affettirebilirler’ diyecek kadar ileri götürmüştür. Bugün sözde Ermeni davası, Batı parlamentolarında ayakta alkışlarla benimseniyorsa, bu sadece bize tarihi husumet psikozunun asla ölmediğini göstermektedir.”

Yaw bunlar gerçeğin ta kendisi değil mi?

BATININ SANA GEÇMİŞTEN GELEN BİR KİNİ VAR. BİR ŞEY VARSA BİZ ONA VAR DERİZ. BUNDAN DAHA DOĞAL BİR ŞEY VAR MI?

O halde asıl soru, sen bundan neden rahatsız oluyorsun?

http://www.diken.com.tr/halil-inalcik-gibi-buyuk-bir-tarihci-bile-nicin-boyle-konusur/

Sunday, August 07, 2016

Harddisk Kurtarma Macerası

Ekimin başında bir sabah işe gidip bilgisayarımın açma tuşuna bastığımda ondan önceki iki yıl boyunca o tuşa bastığımdan farklı şeyler olacaktı.

Açılma hareketi başlar başlamaz bir gariplik vardır. Harddisk tarama işi uzun sürüyordu. Ve en sonunda harddisk görünmüyordu.

Setup a girmeye kalkınca bile baya beklemek gerekiyordu.

Harddisk gitmişti.

Klasik yaklaşımlar fayda vermiyordu. Güç kablosunu çıkar bekle yeniden başlat. Yok. Tüm kartları kontrol et, iyice bastır. Yok. Harddiski başka SATA portuna tak yok.

Hardiski başka PC lerde açamayınca çok ciddi bir problemle karşı karşıya olduğum net olarak anlaşıldı.

Yedeklerim vardı. Ama yeterince iyi değil. Son dönemde biraz ihmalkar davranmıştım. Ve çok ama çok önemli üç beş çalışmanın yedeğini almamıştım. Bunları yeniden yapmak günler hatta haftalar alırdı. Bu düşünce bile adamı delirtmeye yeter.

Harddiskin içindeki video, PDF, resim, MP3 arşivlerini gözüm hiç görmüyordu bile.

O çalışmaları tekrar yapamazdım. Bunu yazması bile terletiyor. Korkunç bir şey bu. Ve o çalışmaların yokolması da düşünülemezdi.

Düşünüldüğünde korkunç hisler oluşuyor.

Evet. Yedek almak çok önemli. Ne. Önemli mi dedim. Bu çok basit kaldı. Yedek almak yaşamın anlarını kurtarmak demek. Çok değer verdiğimiz, çok bulmaya çalıştığımız, isteklerimizi bastırarak oluşturduğumuz büyük zaman kütleleri o dataları oluşturmak için harcandı.

Yedek almak demek o zamanları kurtarmak demek. Adeta yaşamı uzatmak gibi bir şey bu. Ve o dataların gitmesi yaşamdan gitmesi demek.

O yüzden yedekleme ile ilgili ne çılgınlıklar yapılıyorsa yeridir.

Ve ben bunda çılgın olamadım. Bir ara iyice vurdumduymaz oldum. Ve bunun bedelini az kalsın çok ağır ödeyecektim.

Ne yapacağımı bilmez halde bir iki gün dolaştım. Şirketten bir arkadaş bunun Seagate lerin Barracuda 7200.11 modelinde bir yazılım hatası olduğuna dair bir şeyler bulmuş.

Harddiske COMPORT üzerinden bağlanıp bazı komutlar göndererek harddiski kurtarmak mümkünmüş. Sonuç olarak şu videodaki operasyonu gerçekleştirmem gerekiyordu.



Kolları sıvayıp işe koyuldum.

DONANIMSAL DURUM
Kablo olarak bu videoda adam kendine Nokia bir telefonun data kablosundan bir kablo yapmış. Ben bizim şirket elektronik işleri ile uğraştığından, şirketten destek aldım. Burda bilgisayarın com port çıkışı ile harddisckin girişi arasında seviye uyumsuzluğu diye bir olay var. Onu seviye uygunlaştırması bir elektronik devre ile çözülüyor.

Mesele aslında basit. Harddiske comporttan bağlanıp komut gönderecez işte. PC harddisk comportları arasındaki seviye değişimi işin bu tarafını karışık gösteriyor. Seviye dönüştüren devre var, bir de o devre USB üzerinden enerji alıyor. Aşağıda bu durumun resme dökülmüş gerçek hali görülüyor.



Şimdi asıl ince noktaya gelelim. Harddiske komut gönderip, diskin dönüşünü durduracağız. Fakat bunun olması için, hardiskin kontrol kartı üzerindebir optik sensör varmış, bunu devredışı bırakmamız lazımmış. Araya aşağıdaki resimde görüldüğü gibi bir kağıt yerleştiriyoruz. 


Komut gönderilip, harddiskin diskinin dönüşü durdurdulduktan sonra, basit bir komutu gönderip hardiskin yazılımını onarıyoruz. Sonra kağıdı çekip, tekrar diski döndüren komutu gönderiyoruz.


HYPERTERMINAL ÜZERİNDEN HARDDISKE KOMUT GÖNDERME



SONUÇ

Sonuç olarak bu şekilde, hayatımın en büyük data kaybetme tehlikesinden kurtulmuş oldum. 


Saturday, July 23, 2016

MICHAEL SIKKOFIELD 15 TEMMUZ DARBECİĞİNE CEVAP

Sikkofield diye birinin yazdığı bir yazı internette dolanıyor. Özet olarak aşağıdaki sonuçları yazmış. Şimdi olayın detayları baya açığa çıktıktan sonra bunları savunur mu bilinmez. Maddeleri teker teker ele alalım:

1) Darbe girişimi kaybetmeye mahkum bir tiyatroydu.

KESİNLİKLE YANLIŞ. DARBE KESİN BAŞARI AMAÇLANARAK PLANLANDI. ÇOK DETAYLI PLANLANDI. FAKAT İKİ ÜÇ BEKLENMEYEN OLAY DARBEYİ BALTALADI. BUNLARIN BİRİ ÖZEL KUVVETLER KOMUTANLIĞINDA EFSANE ASKER ÖMER HALİS DEMİR'İN TUĞGENERAL KILIĞINDAKİ ŞEREFSİZİ ALNINDAN VURMASIDIR. BU OLAY BÜTÜN TÜRKİYE'Yİ KONTROL EDEN NOKTANIN KONTROLÜNÜN DARBECİLERİN ELİNE GEÇMEYİP, DARBENİN AKSİ YÖNDE İŞLEMESİNE NEDEN OLMUŞTUR.

ANKARAYA İNEN F16'LAR SİLAH YÜKLEMESİ YAPMAK İSTEYİNCE, ASTSUBAYLAR SİZ NE YAPMAYA ÇALIŞIYORSUNUZ ,BU NORMAL DEĞİL DEYİP DİRENDİ. 60 ASTSUBAY TEHDİT EDİLİNCE KAÇTI.

TABİ SIKKOFIELD BU VE BENZERİ OLAYLARI HESABA KATMADI.

DARBE TİYATROMU DEĞİL Mİ KARAR VERMEDEN ÖNCE METE YARAR'IN OLAYLARIN DETAYLARINI ANLATTIĞI PROGRAMLAR İZLENMEK ZORUNDADIR !!!!!!!
2) Darbe girişimi asla ve asla AKP tarafından organize edilmedi.
DOĞRU
3) Darbe girişimi zayıf dahi olsa, yine de AKP'nin organize edebileceği çapta bir iş değildi.
DOĞRU
4) Darbe girişimi küresel çetenin emriyle oldu
DOĞRU

5) TSK'daki Fethullahçı veya diğer ABD komutası altındaki adamların bir kısmı feda edildi. Fakat kesinlikle hepsi edilmedi. Tayyip Erdoğan'ın söylediği "Bu olay aslında Allah'ın bir hediyesi, Fethullahçılar TSK'dan temizlenecek" lafı Polyannacılık.
DARBENİN BAŞARILI OLMASI PLANLANIYORDU. PLAN B DAHA FARKLI BİR ŞEY. BUNA BİR YOKLAMA DİYENLER VAR. ANCAK ASIL PROBLEM, İKİNCİ PLANIN TÜRKİYE'NİN NATODAN ÇIKARILIP, TÜRKİYE'YE ASKERİ MÜDAHALE TARZI SALDIRIYA GEÇMESİ. YABANCI BASINI TAKİP EDİNCE TÜRKİYE'NİN NATODAN ÇIKARILMASI DİLLENDİRİLİYOR.

6) Tayyip Erdoğan bu zayıf darbe girişiminden haberdardı, girişimin olacağını da, fiyaskoyla biteceğini de iyi biliyordu.

KESİNLİKLE HAYIR. DURUM ŞU. AYLARDIR SÜREKLİ MİTTEN DARBE OLABİLİR HABERİ GELİYORDU. HATTA ARTIK MİT BAZEN YUKARIYA YANSITMIYORDU. ÖYLE DE OLSA BU OLAYDA CUMA GÜNÜ MİT ŞÜPHELENDİ VE BİRLİKLERE BİR DARBE ŞÜPHESİ İLE İLGİLİ BİLGİ VERDİ. ANCAK BU BİLGİ ZATEN BİRLİKLERİN YARISINA SAHİP FETÖ ELEMANLARININ ELİNE GEÇTİ. BUNLAR DA GECE SAAT 03:00 DE YAPACAKLARI DARBEYİ ERKENE ALMAK ZORUNDA KALDILAR.
BİLGİNİN AKIŞI KARIŞIK. ANCAK SONUÇ ŞU: ERDOĞAN O GÜNKÜ DARBEYİ ENİŞTESİNDEN ÖĞRENDİ. YANİ HER NE KADAR BİR DARBE BEKLENTİSİ OLSA DA, O GÜN OLDUĞUNU ENİŞTESİNDEN ÖĞRENDİ.
ERDOĞAN'IN DARBENİN FİYASKO İLE BİTECEĞİNDEN EMİN OLMASI GÜÇ. ÇÜNKÜ ERDOĞAN DİREKTEN DÖNDÜ. BUNUN BÖYLE OLDUĞUNU METE YARAR'DAN DETAYLARI DİNLEMEDEN ANLAYAMAZSINIZ.

7) Amaç AKP veya Tayyip'e hizmet etmiyordu, onlar geçici olarak nimetlenecekler. Amaç küresel çetenin Türkiye'deki yeni hamlelerine zemin hazırlamaktır. Küresel çete fani insana değil, kalıcı sisteme yatırım yapar.
AMAÇ ERDOĞAN'I BİTİRMEKTİ. VE BU AMAÇ HALA GEÇERLİ. ZATEN O YÜZDEN DURUM SAKAT.

Peki nedir bu amaç? "Bilmiyorum" lafını bir acizlik olarak zanneden insanlarla dolu bir toplumda yaşamamıza rağmen "bilmiyorum" diyorum, fakat akla gelen ilk tahmin elbette başkanlık sistemi.

AMACIN NE OLDUĞU ÇOK NET. ABD İTAATİ SEVER. İTAAT ETMEYEN GİDER. BU KADAR BASİT.

http://michaelsikkofield.blogspot.com.tr/2016/07/15-temmuz-2016-darbecigi.html?m=1

Wednesday, May 18, 2011

Ani Tepki Vermenin Ve Tepkiyi Kontrolde Zorlanmanın İç Yüzü


"Amigdala Hijacking" dedikleri bir olay var. Panik anlarında korkma, heyecanlanma gibi duygusal tepki verme ile ilgili. Aynı zamanda bize beynin çalışması ile ilgili fikir veriyor. Beyinde işlerin nasıl gözlemlenebilen mantıksal bir düzene göre yürüdüğünü görüyoruz.



Thalamus bir hava trafik yöneticisi gibi çalışıyor.

Normal Durum:

Dışardan görsel bir uyarıcı geliyor. Thalamus bunu cortexe gönderiyor. Cortex beynin düşünen kısmı. Cortex sinyali işliyor ve örneğin diyor ki “bunda heyecanlanma gerek”. Bu sinyal amigdalaya gönderiliyor. Amigdala his ve hareket üretmek üzere hormon salgılıyor.

Anormal Durum (Örneğin Amigdala Hijacking Durumu):

Thalamus bu sefer sinyali cortexe göndermiyor. Doğrudan amigdalaya gönderiyor. Amigdala daha önce kaydedilmiş paternlere göre hızla tepki veriyor. (Sistem düşünmeye zaman bırakmıyor yani, düşünme devre dışı)
Bu bazen yaşam kurtarır. Ama genelde istenmeyen sözler söylemeye, şiddetle tepki vermeye neden olur.

Beynin ilgili noktalarının elektrokimyasallarla dolu olduğu ve sonuç olarak beynin hijack olmuş olduğu durum. Örneğin oldukça sinirli olunan bir hal. Ve bu kolay geçmez. Artık hiç sinirli değilim diyerek sinirden kurtulunmaz. Çünkü biyokimyasal etki var. Ancak beyin her zaman bu biyokimyasal seviyede durmaz. Bir süre sonra hormonlar kanda normal seviyelerine gelir.

Ondan önce de eğer paternler(önceden ezberlenmiş tepkiler) üzerinde pratik yapılırsa etki minimize edilebilir. Yani öyle bir anda nasıl bir tepki vermen gerektiği üzerinde kafa yorduğunda, eğitim aldığında (askerdeki gibi) amigdalanın otomatik tepkilerini istenen yönde geliştirmiş olursun.

Monday, February 07, 2011

Amigdalanın İnsanı Etkisi Altına Alması




Orda burda hepimizin duyduğu ve gördüğü üzere beynimizin kısımları ve bunların görevleri vardır. Davranışlarımızın beynin bu kısımlarının etkileşiminin bir sonucu olarak ortaya çıktığı gözlemleniyor.

Beyniniz dışardan bir uyarı aldığında Thalamus üzerinden bunu Cortexe iletir. Cortex "düşünen beyin" dir. Beynin düşünme ile ilgili kısmıdır yani. Cortex de amigdalaya sinyal gönderir. Bu ise hisle ilgili kısımdır.

Bazı tehlike veya panik durumlarında Thalamus Cortexe göndermeden sinyali amigdalaya gönderir. Amigdala direk duygusal tepkiye neden olur. Düşünmeden hareket etmenin kökü buraya dayanır.

Mesela bir tartışma olduğunda amigdalanın davranışı sonucu, kontrol elden çıkabilir. Ve bu kontrol belirli bir süre geri gelmez. Bunu hepimiz yaşamışızdır. Bu süreyi azaltmanın yolları vardır.

Beynin bize sormadan duygu üreterek kontrolü ele alması sistemin bir parçasıdır. Ancak düşünce üreterek kontrolü geri almamız da sistemin bir parçasıdır.

Burda adamcağız bu konu ile ilgili bir konuşma yapmış. Konuşma adamın heyecanlılığı yönüyle ekstra güzel:)

Olay çok dikkate değer bir olaydır. Ve kafa yormaya değer.

Olayı iyi kavramak için bir başka video daha paylaşıyorum.

Tuesday, July 20, 2010

Tetikte

Mevzide bekleyen asker,
Saldırıya karşı tetikte,

Çayırlarda otlayan ceylanlar,
Aslanlara karşı tetikte,

Şirketlerde çalışanlar,
Bir gün atılmaya karşı tetikte,

Sevgiliyle beraberken aşıklar,
Ayrılmaya karşı tetikte.

Ocak 2007